. : Tuna BAŞAR'dan İzmirli Gözüyle : . - Blogcu
. : Tuna BAŞAR'dan Haberler... "Edebiyatın Resimle Dansı: Buluşmalar" başlıklı kitap eleştiri yazım "Onaltıkırkbeş" isimli derginin 1 Haziran 2008 tarihli 21. sayısında yayınlanmıştır. Günlükler -1- / Mart 2008 başlıklı günlüklerim "Mor Taka" isimli derginin Bahar 2008 tarihli 10. sayısında yayınlanmıştır... Hayat Notları -IX- başlıklı aforizmalarım "Taflan" isimli derginin Ocak-Şubat-Mart 2008 tarihli 4. sayısında yayınlanmıştır... Yazılarım www.yazarport.com isimli internet sitesinde yayınlanmaya başlamıştır... Yazılarım ve şiirsel karalamalarım www.zeminkat.com internet sitesinde yayınlanmaya başlamıştır... Yazılarım ve şiirsel karalamalarım Ada(Samsun), Ardıç Kuşu, Aykırı Sanat, Berfin Bahar, BH Sanat, Çalı, Genç Hayat, Kaçak Yayın, Kar, Koridor, Kum, Kül Öykü, Lacivert Sanat, Lacivert Sanat E-Dergi, Mavi, Mor Taka, Onaltıkırkbeş, Sunak, Taflan, Varlık, Virgül, Yalınayak Edebiyat gibi dergilerde yayınlandı.

Düşbükeyler -VII-

özlem

-V-

bir ocak akşamında yitirdiğim masal gözlü güzele
siyah bir defterin arasında unuttuğum beyaz karanfile
uğrunda alışkanlıklarımdan vazgeçtiğim smyrna düşüne
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

mustafa eraslan

Şiir Düşü 2

Şiir Düşü için birkaç kitap, antoloji ve dergiyi başucuma yerleştirdim. Özellikle şiir üzerine yazılan kitaplara öncelik veriyorum. Enis Batur "Smokinli Berduş", küçük İskender "Eflatun Sufleler" ve "Rimbaud'ya Akıl Notları, Özdemir İnce "Şiir ve Gerçeklik", Veysel Çolak "Şiir Nedir ve Nasıl Yazılır?", İsmet Özel "Şiir Kitabı", Metin Altıok "Şiirin İlk Atlası", Mayakovski "Şiir Nasıl Yazılır?"...
Bunun yanında YKY'nin son beş yılda çıkardığı yıllıklar, son üç yılın Şiir Defteri yıllığı ve özellikle Yasakmeyve, Varlık, kitap-lık, Hürriyet Gösteri başta olmak üzere son beş yılın dergilerindeki şiir üzerine yazılanlar ve şiirler.
Tabii ki Nâzım'dan Cemal Süreya'ya, Ece Ayhan'dan İlhan Berk'e, Orhan Veli'den Oktay Rifat'a, Enis Batur'dan küçük İskender'e, Sennur Sezer'den Gülsüm Cengiz'e, Nilgün Marmara'dan Birhan Keskin'e Türk şiirinin son 70 yılının yakın tanığı olan şairlerin kitapları.
Dünya şiirine yön veren Shakespeare'den Hayyam'a, Paul Verlaine'den Rimbaud'a, Mayakovski'den Neruda'ya, Rilke'den Adonis'e, Seferis'ten Ritsos'a uzanan şairlerin kitaplarıyla da Şiir Düşü'ne iyi bir hazırlık yapıyorum.

Tuna BAŞAR

Düşbükeyler -VI-

özlem

-IV-

geçmişin sularıyla yeşeren tecrübelerime
geleceğin karanlığıyla şekillenen hayallerime
asla ulaşamayacağım "renkli" yıldıza
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

mustafa eraslan

Seyir Defteri VII

Duvara Karşı

Biri karısından ayrılmış, alkol ve uyuşturucu bağımlısı bir adam; diğeri ise ailesinin baskısından yılıp intihara teşebbüs eden bir kadın... Yolları bir psikiyatri kliniğinde kesişir ve kızın, ailesinden kurtulmak için, adama yaptığı evlenme teklifi, kızın ısrarları ve adamın kendine yeni bir hayat kurma isteğiyle gerçekleşir.
İki Türk'ün Almanya'da kendi geleneklerine ve topluma yabancılaşıp, kendi doğrularıyla kurdukları hayatlarında -ki bu hayatlar yıkık dökük bir binaya benziyor- duvara karşı duruşları...
Fatih Akın, Almanya'da yetişen biri olarak, oradaki Türklerin durumunu beyazperdeye çok başarılı bir şekilde yansıtmış. Türk kültürünü de, özellikle Alman seyirciler başta olmak üzere, tüm dünyaya göstermeye çalışıyor. Türk gelenekleri, Türk yemekleri, Türk rakısı, Türk müzikleri ve tabii ki muhteşem İstanbul manzarası...
Özellikle müzik konusunda tam anlamıyla bir seçki sunmaya çalışmış. Türk sanat müziğinden popa, türküden arabeske kadar... Kimi yerlerde müzikler biraz abartılı gibi gelse de genel olarak kullanılan müzikler, verilmek istenen duyguyu iyi yansıtmış.
Bazı yerlerde de sanki Almanya'da Türklere uygulanan kültür baskısının öcünü almaya çalışır gibi çok fazla Türk motifleri kullanılmış filmde. Almanya'da yaşayıp, Türk kültürüne katkı yapan bir yönetmen için de bu kadarı çok görülmesin.
Berlin'de Altın Ayı kazanan bu film "Yaşamın Kıyısında"ki kadar derin etki bırakmamış olsa da bende, yine de Fatih Akın gibi bir yönetmenin ileride neler yapabileceğinin ilk işaretleri bu filmde gizliymiş gibi geliyor bana.
Özellikle Birol Ünel'in oyunculuğuna değinmeden geçemeyeceğim. Kendi diline bile yabancılaşmış yalnız bir adamın portresini çok başarılı bir şekilde çiziyor. 

Tuna BAŞAR

Düşbükeyler -V-

özlem

-III-

zayıflayan inançlarıma
peşimi bırakmayan sigara dumanına
içimdeki hiç büyümeyen çocuğa
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

mustafa eraslan

Şiirsel Karalamalar 28

Bilinçsiz Sayıklamalar

-II-

rüyaların izleği
                imkânsızlığın hüznü
ne zaman nerde
           aşk kelimesini kullansam
                      gözlerinden
                                izmir mavisi bir akıntı geçer
inancın kalbimdeki parlaklığı
             nur içinde
                      bembeyaz bir yüze dönüşür
zorlama bir neşeyle
             ritmik bir melodi
                            dolanır dilime
mistik nehirlerin
                manik ruh hali içinde
                         uslanmaz aşk perileri
                                    dans etmeye başlar
                                             teninin beyazlığı üzerinde
lirik bir şiir yazmaya başlar kalemim
umudum kalbime akarken
                             cümlelerime yön vermeyi
                                                             unuturum
anlamlı bir aşk müziği
                    seni hatırlatınca
ne yapacağımı şaşırırım...

Tuna Başar

Düşbükeyler -IV-

özlem

-II-

sahip olamadığım dostlara
elde edemediğim başarılara
yüreğimdeki derin sancıya
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

mustafa eraslan

Okuma Defteri III

Sandık Lekesi - Sema Kaygusuz

Son günlerde çok fazla Sema Kaygusuz'dan bahsediyor edebiyat dünyası. Özellikle Notos Öykü'nün geleceğin ustaları soruşturmasında ilk sırayı alması, Liberation'un kitap ekine kapak olması ve son olarak da Cenevre Kitap fuarının açılış konuşmasını yapması nedeniyle bütün dikkatler Sema Kaygusuz'a yöneltilmiş durumda.
Ben de uzun zamandır Sema Kaygusuz kitaplarını okumak istiyordum. Önceliği öykü kitabına (Sandık Lekesi) verdim, fakat Yere Düşen Dualar adlı romanı da en kısa zamanda okunmak üzere bekliyor. Tabii bu arada yıllardır biriktirdiğim dergilerden ve kitap gazetelerinden Sema Kaygusuz hakkında yazılanları, röportajları çıkardım. Yere Düşen Dualar'ı da okuduktan sonra daha geniş kapsamlı bir Sema Kaygusuz yazısı yazmaya çalışacağım.
Sandık Lekesi, Sema Kaygusuz'un ilk kitabı. 2000 yılında Can Yayınlarından çıkan kitapta 13 öykü yer alıyor. Son dönemde okuduğum öykü kitapları içinde gerek diliyle, gerek üslubuyla, gerekse de değindiği insan motifleriyle ilgi çeken öykülerden oluşuyor kitap. Özellikle kitabın ilk sekiz öyküsü üçüncü kişi tarafından anlatılıyor ve sıradan insanların hayatlarına odaklanıyor olmasından dolayı kendi içinde taşıdığı bütünlük nedeniyle okunma isteğini arttırıyor. Fakat kitabın içine neden konduğunu anlamadığım birkaç öykü (Yülerzik, Aşkâr ve Selametle Kalın Hanımefendi) okura verdiği tadı biraz olsun mayhoşlaştırıyor. Son iki öyküyle (Küllük ve Kışlangıç) yeniden kendi sesini yaratan kitap bence okunmaya değer. Hatta bazı öyküler şimdiden başucu öykülerim olmayı hak ettiler (Ortadan Yarısından, Elif'in E'si, Kadın Sesleri, Sarı, Küllük, Kışlangıç)
Kitabın en büyük eksiği öykülerin her birinin ayrı özelliklere sahip olup, bütünlüğü sağlayamamış olması. Sanki her öykü dergiler için yazılıp, sonradan (ya da dergilerdeki haliyle) kitaplaştırılmış izlenimi veriyor. Niçin dergilerde yayınlanan öyküler, şiirler kitaplaştırılır? Bazı eserler kitaplara girmemeli bence. Sadece dergilerde kalması için de yazılmalı bazı yazılar, şiirler, öyküler. Kitaplaştırılacak olanlar özellikle kitap için yazılmalı. Her biri kendi içinde ayrı olmanın özelliğini korurken, aynı zamanda da her birini bütün yapan bir bağ da olmalı.

Tuna BAŞAR

Değinmeler -4-

/.
İki insanın birbirine verdiği değer bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Bir tarafın verdiği değer, diğer tarafı dengelemelidir.
Bir kişiye ne kadar çok değer verirsen,
o kişinin sana verdiği değer o oranda azalır.
Ya da bir kişinin sana verdiği değer ne kadar azsa,
bu senin daha fazla değer vermene sebep olur ki
bu da insanı çok yorar.

/.
Karşımdaki insan
verdiği kararın sonucunda benim bir seçim yapmamı istiyorsa,
zaten o bir karara vardığı için ben ne yaparsam yapayım
asla bir seçim yapmış olmam.
İki kişiyi ilgilendiren konularda
bir kişi karar verme ve seçim yapma hakkına sahip değildir.
İki kişiyi ilgilendiren konularda kararı da seçimi de iki kişi ortaklaşa yapmalıdır.
Yoksa ortaya bencillik çıkar.

/.
Aşkına karşılık alamayan bir kişi,
sevdiği oranda değersizleştiğini hisseder.
Ne kadar çok seviyorsa o kadar değersizlik duygusu çöreklenir kalbine ve
o kadar çok acı çeker.
 
/.
Mutluluk nedir diye çok uzun zamandır kendi kendime soruyorum.
Değişik cevaplarla mutluluğu tanımladığım oluyor.
Bu sefer de yeni bir mutluluk tanımı geldi aklıma.

İnsanlar yaşadıkları her büyük acıdan sonra
zamanla iyileşme, nekahat ya da rehabilitasyon dönemi dediğimiz bir evreye girerler.
Zamanla acılar unutulur ve kişi normalleşmeye başlar.
İşte bu normalleşme döneminin hemen öncesinde çok kısa bir "mani" dönemi vardır.
İnsanın kendini ve dünyayı tamamen yok sayıp,
umursamaz bir ruh haline kavuştuğu dönem...
İşte mutluluk bu kısa dönemdir.
Yani her mutluluk öncesinde büyük bir acı
ve sonrasında da normalleşme dönemi vardır.

/.
merak ettiklerim

Acaba bazı insanlar,
sadece mutsuz olmak için mi,
diğer insanlara mutsuzluğun ne demek olduğunu gösterebilmek için mi,
dünyaya gelmiştir?

/.
hayat notları'ndan

Hayatlarını başkalarına göre şekillendiren insanlar, mutsuz olmaya mahkumdur.

/.
şiirsel

aşk oyunu

benim gözlerimle kendine / ya da / benim duygularımla bana / bakabilseydin
aşk denilen bu saçma oyunda / mutluluğu yakalayabilirdik

/.
kitap

Ne okuyorum:
Ferit Edgü'nün "Şimdi Saat Kaç" isimli deneme kitabını ve
Bertolt Brecht'in "Halkın Ekmeği" isimli şiir kitabını...

En son ne okudum:
Enis Batur'un "Kırkpâre" isimli deneme kitabını ve
Hasan Hüseyin'in "Acıyı Bal Eyledik" isimli şiir kitabını...

İlk fırsatta okumayı düşündüklerim:
küçük İskender'in "Cangüncem" isimli günlüğünü ve
Ece Ayhan'ın "Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler" isimli şiir kitabını...

/.
sinema

En son izlediğim film:
Semih Kaplanoğlu'nun "Yumurta" isimli filmi.

İlk fırsatta izlemeyi düşündüğüm film:
Cemal Şan'ın "Dilber'in Sekiz Günü" isimli filmi.

Tuna BAŞAR

İzlek -I-

dörtmartikibindokuz izmir

serinkuyu egekent-gümrük otobüsü 128 anadolu caddesi altınyol bayraklı alsancak yaşar üniversitesi tarihi hava gazı fabrikası kültür merkezi alsancak limanı alsancak garı sait altınordu meydanı kent kütüphanesi vahap özaltay büstü şair eşref bulvarı şair apartmanı lozan meydanı kültürpark
ahmet piriştina: "izmir, fuarlar ve kongreler kenti olacak"

izmir resim ve heykel müzesi

prof. tankut öktem'in "sevgi" betimlemesi

ibrahim çallı
hikmet onat
bedri rahmi eyüboğlu
abidin elderoğlu
adnan varınca
nuri iyem
orhan peker
turan erol
ömer uluç
devrim erbil
adnan çoker
burhan uygur
i. balaban

devrim erbil "ayışığında marmaris"
ömer uluç'un isimsiz tablosu
neden müzelerdeki resimlere de isim vermezler...

doğaltaş müzesi
ismet inönü sanat merkezi

izmir sanat "köşk" adlı tiyatro oyunu

seyir defteri

köşk

craig wright'ın yazıp, zeycan monteleone'nin türkçeye çevirdiği, tufan karabulut'un yönetip, özden ayyıldız, arda kavaklıoğlu ve tufan karabulut'un oynadığı izmir sanat'taki tiyatro oyunu.
yıllar önce beklenmedik bir hamilelik sonucunda, 17 yaşın da verdiği telaşla, sevgilisi kari'yi bırakıp başka bir şehirde üniversite okumaya giden peter.
çocuğunu aldırmak zorunda kalan ve o zor günlerde yanında olan hans'la evlenen bir kadın: kari.
yıllar sonra lise mezuniyetinin 20. yılı kutlamalarında karşılaşan ve yılların üzerlerinde bıraktığı etkiyi büyük bir pişmanlıkla yaşayan iki insanın, yılların etkisini azaltamadığı aşklarının karanlığa itilmiş yanlarını ortaya çıkaran diyaloglar eşliğinde yaşanan acıların dile gelmesi...
peter ve kari dışındaki bütün rolleri ve anlatıcı görevini tek kişinin üstlenmiş olması ve sahne geçişlerindeki müziğin seyirciyi olumsuz etkilemesi nedeniyle seyir keyfi düşük bir oyun. ama anlatıcının söylediklerindeki edebi tat seyir keyfini biraz olsun yükseltiyor.

izmir sanat ve bahçesindeki nâzım hikmet heykeli

heykeldeki şiir...

"baktı saatine
beş otuz
ve başladı topçu ateşiyle
ve şafakla birlikte büyük taarruz
...

sonra 9 eylülde izmire girdik
         bir nefer
yanan şehrin kızıltısı içinden gelip
öfkeden sevinçten ümitten ağlaya ağlaya

güneyden, kuzeye
doğudan, batıya
Türk halkıyla beraber
seyretti izmir rıhtımından akdenizi

nâzım hikmet"

kültürpark 26 ağustos kapısı namık kemal lisesi ziya gökalp bulvarı...

Tuna BAŞAR

Edebiyat site ekle,sitelerdeara.com Toplist, Site Ekle Türkçe içerikli siteler rehberi
Site Ekle | Top List Site-ekle.gen.tr Web Rehberiniz!! Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, Hikayeler, Hosting

Sohbet

Link Ekle siteekle.org dizin - nakliyat - cam Site ekle , Toplist , Dizin , Ekle , Arama , Top list , Eklebul